Kurgu Nedir?
Kurgu Nedir?
Görüntülerin ve seslerin bir senaryo dâhilinde belli bir amaca uygun olarak peÅ peÅe sıralanmasına âkurguâ veya âmontajâ denir.
İyi bir senaryoya, kaliteli oyunculara sahip ve iyi çekilmiÅ bir sinema filmi, kötü bir kurgucunun eline düÅtüÄü takdirde deÄerinden çok Åey kaybedebilir, izleyici tarafından anlaÅılmayabilir. Bu durumun tam tersi de mümkündür: iyi bir kurgucu, yapımı çok daha hareketli, canlı, anlaÅılır kılabilir, belirli noktalara kadar çekim hatalarını veya oyuncuların kusurlarını giderebilir.
Bir yapımın kurgusunda ön planda olan kiÅiler yönetmen ve kurgucudur. Yönetmen, görüntülerin çekimini gerçekleÅtirir ve iÅin nihai sonucunun ne olması gerektiÄi konusundaki en yetkili kiÅidir. Kurgucu teknik ve estetik bilgisiyle yönetmenin kafasında oluÅturduÄu resmi gerçekleÅtirir. Ancak tecrübeli bir kurgucu sadece yardımcı olmakla kalmaz, fikirleriyle yönetmene ilham verebilir.
Bir kurgucu iÅini yaparken birkaç soru sürekli zihninde döner durur:
-
Bir çekimden diÄerine ne zaman ve nasıl geçmeliyim?
-
Ãekimlerin sırası nasıl olmalı?
-
YaptıÄım kurgu, filmin kolay anlaÅılmasını saÄlıyor mu?
-
YaptıÄım kurgu, izleyicinin daha keyifle seyretmesini, daha fazla korkmasını, üzülmesini veya gülmesini saÄlayabiliyor mu?
Kurgunun Ãnemi
Rus sinema kuramcısı Lev KuleÅov ilk defa "montaj" kelimesini Vestnik Kinematografi (Sinema Haberleri) dergisinde, "Sinemada Sanatçının Görevleri" adlı makalesinde kullanmıÅtır: "Ãzerine harfler yazılarak daÄıtılmıŠayrı küpleri bir araya getirerek, kelime veya cümle kuran çocukların yaptıÄı gibi, yönetmen de filmi yapmak için ayrı, birbirleriyle ilgisi olmayan, farklı an ve günlerde çekilmiÅ parçaları bir araya getirerek, daÄınık pozları en uygun, anlamlı, eksiksiz ve düzenli bir Åekilde sıralamalıdır. Bu da filmin montajını anlatan en basit, en ilkel Åemadır..."
1918'de KuleÅov, kendisinin belirttiÄine göre, içinde "montaj teorisi"nin ÅekillendirildiÄi "Proekt inzhenera Prayta" (Mühendis Pryat'ın Projesi) adlı ilk filmini yapmıÅtır. KuleÅov için montaj, pozların birbirine yapıÅtırılmasından çok, sanatsal bir düÅünce tarzıdır. Lev KuleÅov tarafından sonradan "KuleÅov etkisi" adı verilen montaj deneyi yapılmıÅtır.
âKuleÅov etkisiâ (Kuleshov Effect) adı verilen bu deneyde önce yüzünde hiçbir ifade olmayan bir adam yakın plan çekildi, ardından ise bir tas çorba, küçük bir kız çocuÄu ve bir tabut görüntülendi. Bu 4 görüntüden daha sonra Åu Åekilde üç kısa film oluÅturuldu:
-
film: Adam - çorba - adam
-
film: Adam - kız çocuÄunun tabutu - adam
-
film: Adam - kadın - adam
Bu üç kısa film, üç farklı denek grubuna seyrettirildi. Birinci filmi, yani yüzünde bir ifade olmayan adam, ardından çorba kâsesi ve tekrar adamın yüzünü seyreden gruba adamın yüzünde nasıl bir ifade olduÄu soruldu. Grubun çoÄunluÄu bu soruyu âaçlıkâ Åeklinde cevaplandırdı. Aynı soruya ikinci filmi seyredenler âüzüntüâ üçüncü filmi seyredenler ise âsevgiâ Åeklinde cevap verdi. Seyirciler, adamın çekimiyle birlikte gösterilen görüntü arasında psikolojik olarak bir baÄlantı kurup farklı anlamlar çıkarmaya çalıÅmıÅlardı. Ãünkü seçilen ve ardarda sıralanan görüntüler izleyicinin mesajınızı nasıl algılayacaÄını etkiler. Ãekimler filmde öyle bir biçimde peÅ peÅe getirilir ki, izleyiciler gerçekte görmedikleri bir Åeyi görmüŠgibi olurlar.
KuleÅov iki ayrı sahnenin birleÅmesinden yeni bir mana, yeni bir temsil ve bu sahnelerin hiç de ifade etmediÄi üçüncü bir anlam ortaya çıktıÄını belirterek: âBu keÅfim, beni hayrete düÅürdü. Bundan sonra montajın ne kadar büyük bir güce sahip olduÄunu kavrayabildim.â demiÅtir.
Bu keÅfin arkasında, sinema sanatının o dönemde henüz tanınmayan imkânları saklıdır. "KuleÅov etkisi", KuleÅov'dan baÅka Pudovkin, Eiseinstein ve diÄer ustaların da dikkatlerini çekti. Åüphesiz ki, hem arkasından yaptıkları sinema deneyleri, hem de sesli filmin yapısını anlatan Eiseinstein'in "Dik Montaj" makalesi, KuleÅov deneyinin esintilerini taÅıyordu. Günümüzde ortaya çıkmıŠolan klip sanatı (modern konulu filmlerde de yönetmenlerin sıkça faydalandıkları klip sanatı), gerçekte KuleÅov'un deneylerini yaptıÄı dönemden bu yana kullanılmaktadır.
Pudovkin ve Kurgu
Vsevolog Pudovkin, KuleÅov'un öÄrencilerindendir. Daha sonra KuleÅov, Profesör Pavlov ile anlaÅarak, Pudovkin'e Beyin Mekanizması filmini yapma imkânı saÄlamıÅtır. Ãok geçmeden, Pudovkin aynı okuldan mezun kameraman Golovnya ile birlikte dünya çapında ün yapmıŠAna (Mat, 1926) filmini çekmiÅtir. Bunun yanında, yazdıÄı teorik makaleleriyle Pudovkin, sinema sanatının geliÅmesine büyük katkılarda bulunmuÅtur.
Pudovkin film için âçevirmekâ kelimesini kabul etmiyor onun yerine âkurmakâ sözcüÄünü kullanıyor. Ona göre bir film çevrilemez, kendisine has hammadde ile yeniden kurulur. Pudovkinâe göre çekilen her görüntü perdede hareket etse de birer ölü nesnedir. Bu nesne ancak diÄer nesnelerle birlikte düzenlenirse, baÅka görsel görüntülerin bireÅiminin bir parçası olarak filmsel yaÅama kavuÅur.
âKurgu temel yaratıcı güçtürâ diyor Pudovkin ve devam ediyor; âbu gücün yardımıyla ruhsuz fotoÄraflar (tek tek çekimler) canlı, sinemalık biçime sokulur. Ve doÄa ancak kurgunun üzerinde çalıÅtıÄı hammaddeyi verir. İÅte gerçek ile film arasındaki iliÅki de tam budur.â Bazen seyirciye bir olay, hatta bir oyuncu bir bütün olarak deÄil, sahne ya da insan vücudunun çeÅitli parçaları gösterilir. Bir filmin bu yolla meydana getiriliÅine, yani bütünü parçalarına ayırdıktan sonra bu parçalardan filmsel bir bütün kurulmasını âKurucu Kurguâ olarak tanımlıyor.
Ayrıca bknz: Kurgu Ãstüne - V. I. Pudovkin
Dziga Vertov ve Kurgu
Vertov filmlerdeki kurmacanın bir afyon olduÄunu savunur. Bu kurmacalar seyirciyi sarhoÅ eder, böylece daha sonra bilinçsiz seyirciye çarpıtılmıŠgerçekleri kabul ettirmek kolaylaÅmaktadır. Vertov Kameralı Adam' (1929 - Chelovek s kino-apparatom) filminde gündelik yaÅamı herhangibir oyuncu, dekor, yada kurmaca olmadan kendi akıÅı içinde anlatmaya çalıÅmıÅ, ÅehirleÅme, makineleÅme, insan ve makinenin eÅgüdümlü uyumu üzerine odaklanmıÅtır. Bu nedenden ötürü Kameralı Adam filmi, sinemada gerçeÄin olduÄu gibi çarpıtılmadan yansıtılması bakımından önemli bir yer tutar. Dziga Vertov, Mikhail Kaufmann ve Elizaveta Svilosa'dan ile ve sine-göz kuramını geliÅtirirler. Ve kendilerini Kinokslar olarak adlandırırlar.
â...Biz kendimizi çöplüklerden bolca malzeme toplayan paçavracı sinemacı sürüsünden ayırt edebilmek için âKinoksâlar olarak adlandırıyoruz.
Artistik sinemada kurgunun anlamı, yönetmen tarafından ele alınan senaryonun deÄiÅik çekimlerinin bir sıraya göre birleÅtirilmesidir.Kinoksların kurgu anlayıÅıysa tamamen farklıdır. Bu, görünen evrenin düzenlenmesinden ibarettir.
Kinokslar Åunu ayırt ederler:
1- Gözlem Sırasında Kurgu : Ãıplak gözün herhangi bir anda, herhangi bir yere yönelebilmesi.
2- Gözlem Sonrası Kurgu : Gözle saptanan görüntülerin, kafada, belli bir düzen içinde tasarlanması.
3- Ãekim Sırasında Kurgu : Bu kez gözlem sırasında saptanan görüntülere yönelen alıcıdır. Bu çalıÅma sırasında tasarlanandan, her zaman biraz deÄiÅik olan çekim koÅullarına uymak gerekir.
4- Ãekim Sonrası Kurgu : Kaba kurgu diye adlandırılabilecek bu aÅamada kesin kurgu için noksan gelen bir takım çekimler saptanır.
5- Göz Atma : Ayrımlar arası geçiÅlerin saptanması için bir anlık yöneliÅ. Büyük bir dikkat ve alıÅkanlıÄı gerektirir. SavaÅ kural : sürat.
6- Kesin Kurgu : GeniÅ temalı bir bölümde belirsiz kalmıŠküçük temaların açıÄa çıkarılması. En doÄal sürekliliÄin ve akıÅın saÄlanması amacıyla, çekilen bütün malzemenin yeniden düzenlenmesidir. "
Kurgu, ilk gözlemden, filmin kesin son bulmuÅ Åeklini alıncaya kadar devam eder.
"Kameralı Adam" filminin tamamını ve film hakkında bilgiyi sitemizin; Sinema Tarihi bölümünden, Dziga Vertov - Kameralı Adam - 1929 ulaÅabilirsiniz.
EyzenÅteyn ve Kurgu
EyzenÅteyn ilk filmi Grev (Stachka, 1925) yeni bir temsil alanı, anlatı dünyası, kahraman tipi yaratır. Mekan gerçek bir metalurji fabrikasıdır. Kahraman kitleler, insan topluluklarıdır ve bireyler daha arka planda kalır. Anlatı biçimi ve çekim montajı hemen göze çarpar. Filmde kahramanlara çeÅitli hayvan görünütüleri ile isimlendirip kurgular. Son sahnede iÅçilerin katledilmesini mezbahada boÄa kıyımları ile beraber görüntüler. Bu tip kurgular ile filmin anlatımını güçlendirir. Zaten AyzenÅtayn`a göre iyi kurgulanmıŠbir montaj sadece sahneleri birbirine baÄlamakla kalmaz, aynı zamanda izleyicinin hislerini istenilen yöne çekebilmek ve seyirci kitlesini heyecanlandırmak için de iyi bir yoldur.
İkinci filmi Potemkin Zırhlısı (Bronenosets Potyomkin 1925), tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biri olarak sinema tarihine altın harflerle kazınır. Film 1905 BolÅevik İhtilalini anlatması için devlet tarafından sipariÅ edilmiÅ olmasına raÄmen, EyzenÅteyn filmi yepyeni montaj teknikleri, estetik anlatımı ve etki yöntemleriyle basit bir propaganda filmi olmanın çok ötesinde bir klasik haline getirir. Filmin en meÅhur sahnesi Odessa merdivenlerindeki kıyımâdır (Primorsky (Potemkin) Merdivenleri). Ãarlık askerleri beyaz yazlık tünikleriyle sanki havada süzülürcesine ve çok ritmik bir Åekilde (makine gibi) merdivenlerden inerken, merdivenlerde askerlerden kaçan sivil insanların katledildiÄi sahnedir.
Ayrıca bknz: AyzenÅtayn'a Göre Kurgu Yöntemleri
David Wark Griffith
Sinema tarihinde kurguyu bilinçli olarak uygulayan, Amerikalı yönetmen David Wark Griffithâtir. Griffith, 1908â1912 yılları arasında çevirdiÄi 400 civarında kısa filmle sinemanın imkânlarını zorladı. Bu yönetmenin özellikle Charles Dickensâin romanlarındaki kurgulama tekniÄini ve paralel anlatım yöntemini sinemaya uyguladıÄı bilinmektedir. Griffithâin en önemli filmi, sinemaya teknik olarak büyük yenilikler getiren ve iyi bir giÅe baÅarısı saÄlayan ama ırkçılık yaparak zencileri aÅaÄıladıÄı için çok eleÅtirilen âBir Milletin DoÄuÅu" dur (The Birth of a Nation - 1915). Yakın çekim, iris, kararma ve açılma gibi pek çok çekim-kurgu tekniÄini geliÅtiren Griffith, âTicaretten anlasaydım bu tekniklerden birkaçını patente baÄlardım ve yüzyıl film çevirsem kazanamayacaÄım parayı kazanırdım.â demiÅtir.
Hitchcock ne diyor?
"...Ãçüncü bir yol, benim saf sinematik dediÄim Åeydir. Yani filmin bir araya getirilmesi ve farklı bir fikir yaratmak için nasıl deÄiÅtirilebileceÄi... Åimdi yakın çekim alalım ve size adamın ne gördüÄünü göstereyim.
Adam, bebekli bir kadını görüyor olsun. Åimdi tekrar adama dönelim ve ne gördüÄünü görelim. Gülümsüyor. Bu adamın karakteri hakkında ne söylersiniz? MüÅfik, deÄil mi? Sempatik biri. Åimdi kadınla bebeÄinin olduÄu ortadaki kısmı atalım, diÄer iki kısım aynen kalsın. Åimdi araya bikinili bir kız yerleÅtirelim. Adam bakıyor. Bikinili bir kız. Ve gülümsüyor. Adam Åimdi ne oldu? Terbiyesiz bir ihtiyar! Bebekleri seven o eski beyefendi yok artık.
İÅte bir film sizin için bunu yapar. "
Yönetmenin 1954 tarihli filmi "Arka Pencere" ( Rear Window - 1954) filminde Hitchcock'un KuleÅov Etkisini kullandıÄını görürüz. İŠkazası geçirerek ayaÄını kıran ve evinden dıÅarı çıkamayan bir foto-muhabiri gazeteci L. B. Jefferies'in (James Stewart) canı çok sıkılmaktadır. Kendisi haftalarca yerinden kıpırdayamayacaÄından dolayı yan apartmanlardaki komÅularını izlemeye baÅlar. Bu sayede insanların özel hayatlarını dair birçok bilgi edinir. Sık sık gördüÄü bir komÅusunu artık göremeyince bir Åüpheye kapılır ve araÅtırmaya baÅlar. Filmdeki bir çok sahne pencere dıÅında geçen olaylar ve L. B. Jefferies'in yüz ifadesi üzerine kuruludur. Bu yöntem KuleÅov Etkisine güzel bir örnektir.
Filmsel Zaman
Bir oyuncu bir odayı baÅtan sona geçsin ve diÄer odaya girsin. Filmde tüm bu olayı gerçek yaÅamdaki sürede göstermek zorunda deÄiliz. Oyuncunun yürüyüÅünün bazı kısımlarını atabilir, bazı kısımları gerçek süresinden daha uzun kurgulayabiliriz. Filmlerde bir olayı gerçek yaÅamdakinden daha kısa ya da daha uzun verebiliriz. Buna âfilmsel zamanâ diyoruz.
Filmsel zaman keyfîdir, yönetmen ve kurgucu, bütün bir günü birkaç dakikaya sıÄdırabilecekleri gibi birkaç dakikalık bir olayı gerçek süresinden daha uzun bir sahne hâlinde kurgulayabilirler. Alfred Hitchcock, âNotoriousâ (1946) adlı filminde bütün bir gece süren bir partiyi filmde 8 dakikada göstermiÅ, buna karÅın parti öncesi hazırlık sahnesinde kadın oyuncunun, kocası banyoda yıkanırken komodinin üzerinde duran anahtarlıÄı çalmasını gerilim arttırmak için çok fazla uzatmıÅtır. Zaten Hitchcock, âFilm, hayatın sıkıcı anlarının kesilerek kısaltılmıŠhâlidirâ diyerek bir filmin gerçek hayatta yaÅananları birebir zamanlamasıyla vermeye mecbur olmadıÄına iÅaret eder.
Bu konuda uc örneklerden biri, "à bout de souffle" (Breathless - Serseri AÅıklar) (Jean-Luc Godard, 1959) filminde, asıl karakter Marsilyaâda bir polis memurunu vurur, bir tarladan koÅarak geçer ve Parisâe ulaÅır. Godard, devamlılıÄı sebepsiz yere bölebilecek kadar maharetli bir film yapımcısıdır. Breathless filmi tam anlamıyla bir film olarak dikkat çeker: 1930'lar ve 40'larda düÅük bütçeli filmler üretmiÅ olan Monogram Picturesâe adanmıÅ, ve daha akılcı bir yaklaÅımla, bir karakterin araç kullanmadan bir yerden baÅka bir yere gidebilmesi Åeklindeki bir sahneyi içerebilecek düÅük bütçeli bir Amerikan filminin tarzını yaratabilmiÅtir.
Bütün bunların ıÅıÄında bir filmin aslında üç kere çekildiÄini söyleyebiliriz:
1. Proje senaryo aÅamasında,
2. Ãekimler aÅamasında,
3. Kurgu aÅamasında.
İyi bir film her üç aÅamanın da baÅarıyla gerçekleÅtirilmesiyle ortaya çıkar.
Hazırlayan: Kamil AVCI
Kaynaklar - Ek BaÄlantılar:
Vikipedi - Kurgu
Video Kurgu - Mustafa Akal
Senaryo.com
KameraArkasi.org
BahçeÅehir Ãniversitesi İletiÅim Fakültesi - Türk Sineması ArÅivi
MEGEP
Dusle.com
Yesilcam.gen.tr